Archive

ELMA, ALT VE SHIFT

elmaaltshift1.jpg

“Yaratıcı reklam” konsepti üzerine kurulu, nadir bulunacak kalitede Türkçe içerikli bir blogu tavsiye etmek istiyorum bugün. Neden? Çünkü çoook uzun süredir takipçisiyim. Eee? Bugün de şöyle bir ilk gününden itibaren tekrar hızlıca gezeyim dedim. Yani? Farkettim ki, Fırat Yıldız, tek başına ürettiği içerikle kendi alanında “gerçekten” çok başarılı bir iş yürütüyor! 3. yılını devirmiş olan blogu hep günübirlik takip ettiğim, çok daha önceleri de uzun aralıklarla baktığım için içeriğin ve yapılan işin mühimmiyatını “tamamen” kavrayamamışım. Bunda benim de bir blog yazmaya başlamış olmamın etkisi büyük. Ayırmak gereken vakti, harcanması gereken emeği hissedebiliyorum artık. Ayrıca, şimdiye kadar büyük bir blog furyasının kopup gelmiş olmasına rağmen, hala daha (tek kişinin içerik sağladığı) aynı ayarda bir Türkçe bloga rastlamış değilim. (Ya da ben gerçekten olan biten birşeyleri kaçırıyorum…)

Sadece reklam değil, tasarım ve görsel iletişimin bütün dallarından taze içeriğin günlük (nadir aksamalar dışında) harmanlandığı keyifli bir blogu tavsiye etmekten gurur duyuyorum:

www.elmaaltshift.com

Sektör çalışanları zaten haberdar buradan, bilmeyen yoktur herhalde. Ben sektör dışından da bu yazıyı okuyacak kişilere bir tavsiyede bulunmak amacıyla özellikle haber niteliğinde taşımak istedim bloguma.Aslında Fırat’ın ciddi bir ziyaretçi trafiği olmasına rağmen hala Blogger’da kalması, onu kısıtlıyor gibi geliyor bana. İyi bir içerik yönetim sistemine terfi ettiği zaman elmaaltshift’ten daha yüksek bir performans alacağımıza inanıyorum. Mesela ben site içerisinde rahatça arama yapabilmeyi ya da site içeriğinin indekslenmiş olmasını dilerdim. Birçok CMS (Content Management System) artık bunu bir standart olarak sunuyor, blogger neden hala kıllık yapıyor anlamıyorum…Favori haberlerimi biriktirebilmek de güzel bir seçenek olabilirdi. Blogger’la pek işim olmadı ama belki de birtakım eklentiler sağlanabiliyordur, Wordpress plug-in’leri gibi. Google neden geri kalmak istesin ki diye de düşünmüyor değilim. Herneyse…

Türk blogları arasında keyifle ve günü gününe takip ettiğim, az sayıdaki iyi örnekten biri. Siz de keşfedin.

WINDOWS XP THEME

Huzura gel.

Hepimiz o fotoğrafı tanıyoruz. Windows kullanmayanlar bile…

Windows’un XP sürümünde varsayılan (default) olarak atanmış masaüstü duvar kağıdından bahsediyorum.Hatırladığım kadarıyla, kampanya görsellerinden ürün ambalajına kadar XP teması (theme) olarak kullanılan; sisteminize cillop XP kurduğunuzda sizi karşılayan fotoğraftan…

Ne büyük tesadüf ki, sadece birkaç gün önce masaüstü bilgisayarıma XP kurarken üzerinde düşünüyordum. Windows gibi dünyaya hakim ürünler/hizmetler üzerine bazen ilginç dedikodular/şehir efsaneleri/söylentiler dolaşır ya…Çok çeşitli kitlelere ve neredeyse dünyadaki bilgisayar kullanıcılarının tamamına hitap eden Microsoft’un, işletim sistemlerinin özellikle görsel kimliği için ciddi AR-GE çalışmaları yaptırdığı söylenir durur. Kulağa mantıksız ya da garip gelmese de güvenilir bir kaynaktan böyle bir bilgiye ulaşamadım henüz. Neyse efendim, söylentiye göre bu XP duvar kağıdındaki çimlerin doygun yeşilliği ve gökyüzünün doygun maviliği; ayrıca özellikle böyle bir kompozisyonun ve manzara resminin seçilmesi ve ilintili bir dolu seçim; uzun psikolojik araştırmalar sonucunda ulaşılmış sonuçlardır. Bu sonuçların bütünü de işte o bildiğimiz, gerçekten insana bir huzur verdiği inkar edilemez fotoğraftır. Benim tahminim en azından bir fokus grup çalışması yapılıyordur şeklinde…Ötesini bilmiyorum.

Fırat Yıldız, harika blogu Elmaaltshift‘te bu görselin bilinmeyenlerini aktarmış.

Meğer ütopik görünen bu görsel, Photoshop’un ya da üç boyutlu modelleme programlarının henüz varolmadığı bir dönemde, 1978′de Amerikalı fotoğrafçı Charles o’Rear tarafından çekilmiş bir fotoğrafmış. Karanlık odada renkleriyle oynanmış mıdır bilemem ama, rötuş havası estiren bu fotoğraf dünya üzerindeki gerçek bir cennet parçasına aitmiş.

Adı Bliss olan bu çalışmadaki mekan Napa Vadisi’ymiş. Çalışmanın sahibi ise National Geographic için 25 yıldan uzun bir süre fotoğrafçılık yapan bir profesyonelmiş.

Hamiş: Microsoft’un tasarımlarıyla ilgili bu kadar laf döndürmüşken, aklıma şu video geldi. Konuyla alakalı olmasa da, bunu da buraya koymazsam birşeyler eksik olacakmış gibi geliyor. Bu satın alınmış duvar kağıdı fotoğrafı dışında pek başarılı bir görsel çalışması olduğunu söyleyemeyeceğim Microsoft’un.

Microsoft’un tasarımcıları iPod ambalajı tasarlayacak olsalardı:

“MULTIPLE DISCOVERY” NEDİR?

E-ntellectual - has ve öz bana ait bir çalışmadır, çok severim kendisini :)

2006 senesinin Temmuz ayı civarlarında yayınlanacak olan BAK Dergisi‘nin 4. sayısının teması olan “2050″ye katılmak üzere bir serbest tasarım çalışması yaparsınız. Sonra bu çalışmanız bahsi geçen tarihteki dergide yayınlanır, çeşitli övgüler alır, bir şekilde beğenilir ve bilinir. Ne de olsa BAK, çift dilde yayınlanan, uluslararası bilinirliğe ulaşmış, kapsamlı, kaliteli ve doyurucu bir görsel sanatlar dergisidir. Üstelik dijital ve ücretsiz bir yayın olduğu için varın siz düşünün nasıl bir kitleye ulaşabildiğini…Tabii Türkiye’deki grafik, sanat, fotoğraf, reklam aleminde bilmeyeni yoktur demeye de gerek yok…

BAK Dergisi - Sayı 4 (Konu: 2050), Sayfa 185

Aradan bir yıl geçer. Mart 2007′de, Türkiye’nin en büyük reklam ajanslarından (aynı zamanda yurtdışı bağlantılı network ortaklığı olmayan, %100 Türk sermayeli en büyük ilk 3 ajanstan biri olan) M.A.R.K.A., kendi adını taşıyan yayınevinden, MediaCat işbirliğiyle “Saksıyı Çalıştırmanın Yolları” adlı bir kitabın ilk baskısını yapar. Kitap, Joel Saltzman‘ın “Shake That Brain” adlı eserinin çevirisidir. Yazar, aynı zamanda, 14 Kasım’da M.A.R.K.A.’nın sponsorluğunda gerçekleştirilen The Big IDEA konferansında, ajans başkanı Hulusi Derici‘yle art arda konuşma yapmak üzere davet edilmiş bir isimdir. Kitabın Türkçe baskısındaki kapağı görünce bir yamulursunuz. Sevinmeli misiniz, üzülmeli misiniz bilemezsiniz…

Kitabın Türkçe baskısı.
Kitabın orijinal baskısı.

Kitabın iki farklı dildeki baskısının kapağında, ismin çevirisindeki anlam farkı kapak görseline de yansımıştır. Anlam vermek için çok uğraşmazsınız. Kapak görseli ilgi çekicidir: Bunu sevinmek için sadece bir neden olarak görürsünüz. Fikrin uygulaması hızla elden çıkmış havasındadır; bu üzücü nedenlerden sadece biridir. Kitabı bir kitapçıda inceler, kapağın haliyle “M.A.R.K.A Yaratıcı Ekibi” tarafından yaratıldığını görürsünüz. Spesifik bir isim verilmemiştir. Kitabın tanıtımı ve reklamları, Türkiye’nin pazarlama, pazarlama iletişimi ve reklam alanında en büyük yayın grubu olan Kapital Medya‘ya ait alanında en prestijli aylık dergi MediaCat’te çarşaf çarşaf reklamları döner. Yamukluğunuz sürmektedir.Aradan çok kısa bir süre geçer ama siz bunları düşünürken onu bile farketmezsiniz. Haftasonu yaratıcı “eleman ilanı” tasarımları yakalamak üzere (aynı zamanda çalıştığınız ajansın müşterilerine yapmış olduğunuz ilanların baskısını takip etmek üzere) HürriyetİK‘yı kurcalamaya başlarsınız. O da ne? “Saksıyı Çalıştırmanın Yolları” adlı kitabın “kapak görselini” bir ilanda kullanmışlardır!!!

Tam sayfa.
Tam sayfa olmayan. Gazete aynı gazete…

Reklamveren, dünya fuarcılık devi HannoverMesse; reklam ajansı Kuartet‘tir. İlan çalışması ise, dünyanın en ünlü bilişim fuarı olan CeBit‘e aittir. Aynı gazete ekinde, biri tam sayfada, diğeri ise bir sonraki çeyrek sayfada iki adet aynı ilan gözünüze(!) itinayla sokulmaktadır. Garip bir strateji…(Strateji oluşturmak adına kafa yorulmuş mudur acaba bu kampanyada?) İlanların köşesine ajansın imzası gururla atılmıştır, hak sahibi olduğunun ve büyük bir müşteri hesabına çalışıldığının havasını basarcasına…

İyi iş becermiş özgün ajans imzası.

İlan görseli pek dikkat çekmiyordur. O kadar özensiz çalışılmıştır ki, çok silik kalmıştır. Ama tam sayfa gazete ilanında ve şehrin dev reklam panolarında göze çarpıyordur bir şekilde. Bunu da bir arkadaşınızın gazeteyi görmezden önce sizi arayıp: “CeBit logosunu sen yapmıştın değil mi? Bütün şehirde senin logo var!” şeklinde anlam verememiş ve ne cevap vereceğinizi bilememiş olduğunuz sorusundaki gizem aydınlanınca farkedersiniz. Artık bir ikizkenar yamuksunuzdur.Eğer bu üç vaka aynı zaman diliminde, (ülkeler bazında birbirinden oldukça bağımsız ve alakasız) farklı mekanlarda, -interneti de hesaba katmadan- güçlü olmayan bir haberleşme ortamında gerçekleşseydi; adı “multiple discovery” olurdu.Hamiş 1: Bak Dergisi’nin bütün sayılarına sitesinden ulaşabilir, bilgisayarınıza ücretsiz indirebilirsiniz.Hamiş 2: Çok uzun süredir bu yazıyı yayınlamanın hayalini kuruyordum. Kendimi özgürce ifade edebileceğim kendime ait bir ortamın gerçekleşmesini beklemem gerekiyordu.

FOTOĞRAF ÇEKİMİ

Geçtiğimiz haftasonu vaktimi biraz fotoğraf çekmeye ayırdım. Hala bir DSLR alamadığım için point-and-shoot DSC-T3‘ümün manuel imkanlarını zorlamak durumunda kaldım :)

Çok sevdiğim emektar makinam malesef kafasına çok darbe aldığı için eskisi kadar netleyemiyor görüntüyü. Bir-iki aya kadar DSLR sahibi olacağım, asıl o zaman görün siz şenliği :)

Grenler eşliğinde, teknik olarak yetersiz de olsa; renk ve kompozisyon olarak karşısındakiyle konuşabilecek kareler yakalamaya çalıştım. Beğeninize…

b1r
i2i
ü3
d4rt
be5

TAZE TESPİT!

Lost’tan John Locke (Terry O’Quinn) & Mehmet Aslantuğ

Bu sefer ikisi de insan olan bir tespit oldu :)
Çeçe’yle ortak çalışmamız.

HANGİ KAPIYI?

Emin olun etrafta bir kapı yoktu :)

BÖYLE İLETİŞİM STRATEJİLERİ
İNTERNETTEN ÖNCE DE VARDI…

Ek$iSözlük’ün ilham kaynağı olmuş olabilir mi?

TASARIMCILAR İÇİN
120 SELF-PROMOTION ÖNERİSİ

Şurada özellikle serbest çalışan (freelance) tasarımcılar için kendi tanıtımını yapabilmek ve müşteri çekebilmek için 120 adet öneri sunulmuş. Bazıları gerçekten başarılı, bazıları ise fantaziden öteye gitmiyor ama en az birkaç ilham verici öneriye rastlayacağınızı garanti edebilirim :)

Dikkat, sayfanın dili İngilizce…

ÇALIŞMA ARKADAŞLARIM

Sizi ara sıra çalışma masamı paylaştığım ufak dostlarımla tanıştıracağım. İlk tanıştıracağım dostumu bu sitede dijital doküman halinde yavruyken buldum.

Adamım Sümüklüböcek

MONİTÖRÜNÜZÜ
TÜRK USULÜ SÜSLEYİN :)

TürkUsulü
TurkishStyle wallpaper

Geçenlerde boş bir vaktimde, uzun zamandır aklımda olan bir fikrin uygulamasını gerçekleştirdim.

Hani 80 kuşağıyız ya, ne kadar inkar etsek de “kitsch“le iç içe büyüdük :) Evin tek televizyonu üzerine özenle işlenmiş danteller serilirdi. Televizyon kullanılmadığı zamanlarda ekranın üzerinden dantelin köşesi sarkar, televizyonu seyredeceğiniz zaman o dantelin ucunu televizyonun üstüne doğru kıvırırdık görüntüye girmesin deyü :)  İnternet ortamlarından hala bu uygulamanın gerçekleştirildiğine dair bilgi sahibi olabiliyoruz. Şimdi anneler evin CRT monitörlerini de aynı şekilde süsler olmuşlar. LCD monitör ya da televizyonlara, plazma ekranlara bu uygulamayı ısrarla yapanlar var mı bilmiyorum ama eminim çıkar ilginç örnekler :)

İşte bu enstantaneden yola çıkarak bir ekran duvar kağıdı tasarladım. Adını, öncüsü olacağı seriyi de adlandıracak şekilde  TürkUsulü/TurkishStyle koydum. Yukarıdaki numuneler ayrı ayrı Türkçe ve İngilizce ismiyle damgalanmış, 1900×1200 piksel ölçülerine göre oluşturulmuştur. Bilgisayarınıza indirip kullanmak için üzerlerine sağ tıklayıp, tarayıcınızın menüsünde “save link as/save target as/hedefi kaydet/hedefi farklı kaydet” veya bunlara benzer bir ifadeyi seçmeniz gerekmekte.

Farklı arkaplan renk alternatifleri ve çözünürlük oranlarına göre çeşitlemelerini daha sonra ekleyeceğim. Eğer çok beğenir de büyük bir sabırsızlık içinde, arzuyla ve ısrarla monitörünüzün arkaplanını bunlarla kaplamak isterseniz; bana istediğiniz farklı arkaplan rengi/çözünürlük oranı/marka dili seçiminizi açıkça belirtir şekilde yazmanız yeterli olur :)

Bu arada, tasarımda kullandığım dantel örneği bizzat anneme ait olup, kendisi tarafından el emeği ile yapılmış bu dantel 80li yıllarda muhtelif televizyonlarımızın üzerini ve mobilyaları süslemiştir. Annemin ellerinden öper, bu çalışmamda bana yardımcı olduğu için kendisine çok teşekkür ederim :)